Konuşmadan da kendine özgü bir dili olan, bazen huysuz, bazen çılgın ama yaşadığı yerin hakimi olan minik dostlar… kediler

Seven de var sevmeyen de… Korkan da var yanından ayırmayan da! Bir tane değil onlarca kedi besleyen de var bir tanesine bile tahammül edemeyen de. Hangi taraftasınız bilmiyorum ama kedi büyütmekten büyük keyif alan biri olarak, bu canların etrafınızda olmasının size ne kadar iyi geleceğini anlatan bilgileri paylaşacağımın garantisini veriyorum 🙂

Kucağınızda mırıldayan ‘sakinleştirici tüy yumağı

Sinirliyken sizi sakinleştiren, canınız sıkkınken o halinizi hissedip yanınıza sokularak gözünüzün içine bakan, bir yeriniz ağrıyorsa ağrıyan yerinizin üzerine gelip patilerini ya da vücudunu koyan, ağlıyorsanız kucağınıza kıvrılıp yatan, işten dönüş saatinizi bilip kapının arkasında sizi bekleyen, eve girer girmez sırtını devirip göbeğini dönerek “sev beni” diyen, yaramazlık yapan ve boncuk boncuk bakan gözleriyle o yaramazlığı görmezden getirten canlılardan bahsediyorum ben. Hadi şimdi bir daha düşünün. Böylesi bir sıcaklığa sahip olan canlıları sevmemek mümkün mü?

Hem size birşey söyleyeyim mi? Kedi sahibi olan insanların bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bazı güzel özellikleri de var

“Aman bilmesem de olur, yeter ki benden uzak olsun” cular dahil olmak üzere çoğunuzun ilgisini çekecek bu özellikleri ve kedi sahibi olmanın güzelliklerini sizinle paylaşmak istiyorum ben.

İlk özellik, zeka ile ilgili. Wisconsin eyaletinde Carroll Üniversitesi‘nin yaptığı araştırmaya göre, kedi sahipleri; köpek sahibi olan insanlardan belirgin bir farkla daha zeki… Önemli ve keyif veren bir sonuç.

Kedi besleyenlerin empati yeteneği daha gelişmiş

Evde ya da çevrede kediyle büyüyen çocukların, büyürken diğer canlıların ne düşünüp ne hissettiklerine daha duyarlı ve empatik oldukları gözlenmiş. Küçük yaşta bireyin bilincine yerleşen bu kavramın, insan olmanın temel yapı taşlarından olduğu ise bilinen bir gerçek!

Kedilerin kadınlar üzerindeki etkisinin incelendiği araştırmalarda, kadınların duygusal ilişkilerde yakaladığı romantizmi kediler sayesinde kolaylıkla yakaladığı tespit edilmiş. Yani onlara güzel davranırsanız karışılığını kat be kat alacağınızın garantisi de kedi sahiplenmenin bir diğer güzel özelliği…

Kedi sahipleri daha sosyal ve esprili

217 kişi üzerinde yapılmış bir diğer araştırmada ise teste katılan kedi sahibi olan ve olmayan katılımcılar birbirini oylamış. Sonuç nasıl dersiniz? Tabii ki kedi sahibi olanlar daha sosyal ve esprili çıkmış 🙂

Hani başta da dedim ya, kedilerin hisleri muhteşemdir diye. İnanılmaz iyi bir terapisttir onlar. Ayrılık acınızı, çok sevdiğiniz birini kaybettiğiniz ve aklınıza gelebilecek pek çok zor anınızı hisseder ve size sınırsız bir sosyal destekçi olurlar. Acınızı hızlı aşmanızı, ağrılarınızın fiziksel semptomlarını daha rahat dışa vurmanızı sağlarlar. Bu durumlarda birilerine sıkıntınızı anlattığınızda sizi yargılamaları ya da konuştukları anda canınızı sıkma ihtimalleri varken sessiz dostlarınız sadece sizi dinler ve iyi bir dinleyici oldukları için ruhunuzu rahatlatırlar.

San Fransisco’ da yapılmış bir araştırmada – ki bence dünya çapında yapılan bu araştırmalar cinsiyet, din,dil, ırk gözetmeksizin insan davranışlarını ve karakteristik özellikleri göstermek açısından oldukça kıymetli araştırmalardır – kedi ve köpek sahipleri arasındaki farklılıklara bakılmış ve apayrı kişiliklere sahip olan bu insanların arasında kedi sahiplerinin, çok daha açık görüşlü, oldukça hassas ve düzene boyun eğmeyen insanlar olduğu sonucuna varılmış!..

Çevreye olan zararlarına gelince, kedilerin kendileriyle en çok kıyaslanan hayvanlar olan köpeklerle karşılaştırılması sonucu; daha az yemek yemeleri ve bünyelerinin zayıf olması sebebiyle çevreye daha az iz bıraktıkları görülmüş.

Peki çocuklarınıza nasıl bir faydası var sizce bu miniklerin?

Bakın bu noktada da ciddi bir yüzde ile kedi sahibi olan ailelerin çocuklarının % 81’inin, anne-babaları ya da arkadaşlarıyla konuşamadığı konuları kedileriyle konuştuğu ve yine bu çocukların %87’sinin yakın arkadaş olarak kedilerini saydıkları tespit edilmiş. İlginç değil mi?

Herhangi bir konuda hiç reddedildiniz mi hayatınızda diye sorsam?

Hadi canım, o kadar da değil demeyin… O kadar diyeceğim 🙂 Reddedilmiş insanlar, kedilerini düşünerek kendilerini reddedilmişlik psikolojisinden daha kolay kurtarıyorlarmış. Miami Üniversitesi‘ nde yapılan bir araştırmada o anı kağıda dökmelerini istedikleri insanların en sevdikleri evcil hayvanları ve arkadaşları üzerinden sorulan sorulara verdikleri cevaplardan çıkan sonuçlara göre bu tespite varılmış.

Çevrenizde Alzheimer hastası olan yakınınız var mı ya da siz hiç bu hastalıkla ilgili bir kaygı-korku yaşadınız mı?

Yaşamayın ya da yaşamayalım tabii ama olur da bir gün bu durumla başbaşa kalırsanız hem bakımının kolay olması hem kaygı düzeyini dengelemesi için kedi sahiplenmenin önemine uzmanlar tarafından vurgu yapıldığını da aklınızın bir köşesine kaydedin derim.

Bağışıklık sisteminizi de olumlu yönde etkilediğini söylesem kedilerin?

Hatta öyle ki, çocukların kendilerini yorgun, halsiz ve keyifsiz hissedip okula gitmek istememesi kısacası devamsızlık yapmaya meyli de azalıyormuş evde bir kedi varsa… Çünkü evde kediyle büyüyen yavruların vücut dirençleri oldukça kuvvetli oluyormuş. Benden söylemesi yani…

Kanadalı bilim adamlarına göre kolesterolün ana etkeni olan trigliseridin evde kedi besleyenlerde çok daha düşük olduğu düşünülüyor

Kedilerin taşıdığı bazı bakterilerin bazı kanser türlerine yakalanma riskini düşürdüğü, astım ve alerji sorununu azalttığı da düşünülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ nün yaptığı bir araştırmaya göre, uzun süre evde kedi besleyenlerin böyle bir avantajı var.

Kediler sosyal yeteneklerinizin gelişmesine yardımcı olur

Utangaç mısınız? Sosyal ortamlara giremiyor musunuz? Sohbet ederken birileriyle, gergin mi hissediyorsunuz kendinizi? Karşılıksız ve beklentisiz hiçbir ilişki yok mu diyorsunuz? Sizi tüm bu yargılardan ve düşüncelerden kurtaracak sosyal merheminizin yine bir kedi olduğunu söylesem? Bence iyi bir inanışa teslim etmiş olurum sizi…

Otizmli çocuklar kedilerin desteğiyle daha rahat iletişim kurabilir

Özel çocuklardır otistik çocuklar. Muhteşem bir algı düzeyleri vardır ama samimi olmayan duygulara kendilerini kolayca kapatırlar. Bu bağlamda, böylesi özel bir evladınız varsa; onun bir kedi ile daha kolay konuşmasını, daha çok gülmesini, insanların yüzlerini daha kolay tanır hale gelebilmesini de sağlayabileceğinizi söylüyor Queensland Üniversitesi tarafından yapılan araştırma sonuçları.

Sevgi hormonu, oksitosin… Hani yine dokunarak daha hızlı aktive olan hormonumuz var ya, onu da kedilere dokunarak, onları severek daha çok arttırabiliyoruz haberiniz olsun.

Ve ister yaşlı olun ister genç… Herkesin daha sakin, daha sevecen, daha kibar ve daha neşeli olması için kedilerin o pamuk tüylerinde bir sihir var desem yanlış olmaz herhalde.

Başta beni çok rahatsız eden, “acaba hasta mı”, “bir şeyden rahatsız mı oluyor” dediğim kedi hırlamasına ne demeli ya?

O hırlamanın ses frekansı, 20-140 mhz arasında ve bu hırlama bazı hastalıklar için terapötik etkiye sahip. Hırlayan kediniz belki yükselen kan basıncınızı düşürüyor belki kemiklerinizi güçlendiriyor. Bırakın o hırlasın, şifa olsun her nereye ulaşıyorsa sesi. Bu arada sağlık demişken, kedisever sahiplerin kalp krizine yakalanma riskini %40 azaltması da Minnesota Üniversitesi‘nin yaptığı 10 yıllık kapsamlı ve uzun soluklu bir araştırmanın bulgusu…

Gelelim beylere! Çoğunun işi olmaz ya da belli etmez hayvan sahiplendiğini derdim bir zamanlar ama yanılmışım

Kadınların kedisi olan erkekleri daha çekici bulduğunu söylediğimde azımsanamayacak bir yüzdeliğin bu konuya hassasiyet göstereceğine eminim. E tabii, bu kadar naif hayvanlarla iyi geçinen bir erkeğin, bir kadının ruhunu okşamaması mümkün değil? Di mi ama?

Herşeye rağmen evinizde, sokakta, gördüğünüz tüm kapalı ve açık alanlarda; her canlıya şefkat göstermenin ne kadar büyük bir yüreği bedeninizde saklı tuttuğunuzun işareti olduğunu görmek müthiş bir güç veriyor çevremize. “Hayvanlara merhamet etmeyen, insana merhamet eder mi?” sorusunun cevabını aradığım şu günlerde, hadi biraz korkudan, temizlik hastalığından, maddeye bağlı bahanelerden azıcık sıyrılıp bir hayvan sahiplenelim. Evinize en çabuk adapte olan ve kendini öyle ya da böyle sevdiren bir kedicikle başlayalım bu adımı atmaya.

Benim Lokum kuzum evimize teşrif ettiğinde 800 gramdı. Veterinerden çıkarken minicik bir battaniyeye sarıp göğsüme bastırarak getirmiştim onu yuvasına. Öyle ürkek öyle masumdu ki geldiğinde, balkonda saatlerce hareketsiz kalmıştı ve korkusundan kucağımıza aldığımızda bile titrer haldeydi. Onda beni çeken en şirin detay neydi biliyor musunuz? Savaşçı patileri. Evet evet, bir şeyi istemezse sağ ön patisiyle elimi itiyor, bir şeyi şiddetle istiyorsa da yine aynı patisiyle elime dokunuyordu. Şimdilerde oldukça sağlıklı ve kışın soğuğundan, yazın sıcağından, dış dünyanın ezici güçlerinden korunarak büyüyor. Evin içinde yarattığı sükuneti ise, tarif etmek inanın imkansız. Küçük bir bebek kadar ilgi görüyor ve çok seviliyor.

Hadi siz de ruhunuzu dinginleştirin

Onca hengamenin içinde çok da büyük masraf yaptırmayan böyle masum meleklerin dostu olun. İnanın bana, konuşmadan anlaştığınız bir can bazen tüm dünyaya bedel olabiliyor.

Sevgiyle kalın.

Arsal Şen

Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir