Nankör, ukala, yaramaz ama inanılmaz tatlı varlıklar onlar… Kendilerini sevmeyenlerin sevenlerin gözündeki yerini asla kıyaslayamayacağımız minik bebeklerden bahsediyorum, tabii ki! Kedilerden

Yaklaşık 2 senedir bebeğimle gayet huzurlu yaşamamdan sebep herhalde, konu hakkında 2.defa bir yazı yazmanın keyfiyle baş başayım şu anda. Dediğim gibi hayranları ve nefret edenleri arasında denge kurmak değil de, onları sevenlerin neden sevdiğini anlatmak istedim bir anda.

Bu demde kediler neden farklıdır biliyor musunuz diye sorayım hadi size?

Çünkü onlar birçok hayvanın aksine içgüdüleri dışında ruhlarını hissedebileceğiniz hayvanlardır. Sizi öyle bir anda şıp diye sevmeyi tercih etmez, onun sevgisini kazanmak için zaman harcamanız gerektiğini anlarsınız birlikte vakit geçirdiğinizde onlarla.

Ben karşıyım eğitilmelerine ve gerçekten özgür kalmaları gerektiğini ve asıl onlara kucak açanların ve arkadaşı, sahibi gördüklerinin onlar tarafından şekil almasının daha güzel bir akış yarattığını düşünenlerdenim. Asi varlıklardır onlar. Benim gibi; süklüm püklüm değil, cevval kedileri sevenlerin, soluk aldığınız ortamda olması nasıl bir güzelliktir bilemezsiniz inanın.

Size hiçbir zaman tam teslimiyeti olmayan kedinizin, size güven duyması da zaman alacaktır elbet. Tabii evcilleştiremeyeceğiniz ve doğası gereği vahşi yanlarını asla törpüleyemeyeceğiniz kedinizin, bu sebeple bile şu dünyada sizinle yaşamayı seçmiş olması büyük şans değil midir aslında?

Bunca güzelliğin yanında hadi bir de eve geldiğinizde sizinle bıdır bıdır konuşan, adıyla ona seslendiğinizde kucağınıza koşan, o pembe patilerini avucunuzun içine koyduğu vakit içinize akan ılık ılık duygunun ruhunuzu nasıl pamuk yaptığını hiç düşündünüz mü peki?

Bağımsızlıklarını ilan etmiş, eyvallahsız, kendi tarzı ve yarattığı yaşam alanı olan kedilerin hareketlerini de dikkatlice izleyin derim bir gün. O kadar hoş ve samimi tavırları vardır ki, hayran kalırsınız onlara. Onca rahata rağmen sevginize ve ilginize ihtiyaç duyduğu anlarda dibinizden ayrılmamalarına ne demeli ya? Deli gibi hayran olursunuz o asil hallere, o kadar söylüyorum size.

Benim kedimin sessizken, yüzüme baktığı anlarda bile benimle konuştuğunu anladığımdan beri sessiz iletişimin mümkün olduğunu anladım onlarla. Herşeyin dile gelmesi mi gerekir illa? Hayır! Anlarlar onlar sizin bir bakışınızı, bir tek kelimenizi.

Sevimliliklerine gelince… Ufacık bir hareketiyle size kahkaha attıran, “yok artık” dedirten komplimanlar yapan kedileriniz o anki tüm enerjinizi dört mevsim etkisine bürüyebilir diyebilirim.

sifa

Daha dün akşam yine bir hareketiyle beni yerle bir eden kedim, sahibini pardon arkadaşını her daim şaşırtabileceğini gösterdi bana yine… Küçücük bir açıklıktan kocaman elbise kutusuna girip top haline gelip bulunduğunda boncuk boncuk gözleriyle bana bakışına içim gitti vallahi.

Akıllı, öğrenmeye açık, her nesneyi farkedemeyeceğiniz kadar çabuk tespit eden ve kaybettiği şeyi bile o minik patileri ile bulabilen kedinizin, bir gün buzdolabını açtığınızda dolabın içine atladığını görürseniz de telaşlanmayın derimJ Bitmeyen oyunlarının yenisi hayatınıza katılmış demektir.

Atıştırmalıklarınıza sataşan, elinizdeki herşeyi koklamak isteyen, içtiğiniz suya bile düğme burnunu sokan bir pamuğun varlığı ile coşmanın keyfine de diyecek yok açıkçası. Ortak zevkleriniz oluşunca birlikte yaşamaya başladıkça, keyfiniz katlanarak artacak emin olun.

Dün gece kendisiyle ilgili yazı yazmama izin vermeyip, hadi yatalım diyecek kadar da şımarık, asil, karizmatik ve istediğini yaptıran bir kediden bahsediyorum, kolay mı? Sen nasıl istersen diyerek topladım bilgisayarı ve aldım koynuma meleğimi. Kıyamadım o bakışlarına… Rahat uyuması içinde kılımı bile kıpırdatmadan yattım öylece yanında. Peki bana bıraktığı neydi bu masum tavrın? Tamamen dinginlik ve huzur hissi ve bu hiçbir şekilde tarif edilemez bir duygu benim için.

Uyurken çıkardığı seslerin, mırlamanın ve yaydığı titreşimin rahatlatıcı etkisine diyecek sözüm yoktu tabii ki. Ne bir deniz kenarı ne bir masaj etkisi…Yok işte kıyaslanabilecek başka bir şey bununla. Yumuşacık tüylerine sarıla sarıla, onu sıkıştıra sıkıştıra uyudum güzelce.

Sabah kalktığında bu halinden eser var mıydı sizce? Tabii ki yoktu çünkü onu anlaşılmaz kılan bir yaradılışı vardı onunda. Kayboldu bir yerlere ve gidip onu bulana kadar da sesini çıkarmadı sevgili maymunum. Mayıştığı yerde böcek böcek baktığını görünce susup şükrettim varlığına meleğimin o saatte.

sifa

Biliyorum ki beni sahibi gibi görmüyor ve kendinden büyük bir kedi olduğumu düşünüyor sadece En sevdiği insanın ben olduğumu bilmek, ona kızım derken anne der gibi sesler çıkarması benim adı gibi “şifa” kaynağım işte bu hayatta, daha ne olsun.

Varlığına şükür oyuncak bebeğimin benim. Ömrüne bereket bal kızımın…

Onunla büyümek ve onun benimle muhteşem bir ilişki içinde olduğunu görmek ömrüme ömür katıyor vallahi.

Evime gelen dostlarıma kendi sıcaklığını aktarması, onları koklayarak iletişimi başlatması, heyecanını kısa zamanda oyunlarına aktarması enfes bir hal.

sifa

Sevmeseniz de zarar vermeyin onlara, yeter ki bu kötü dünyaya inat yaşadıkları için ruhumuza “şifa” olmaya devam etsinler. Başka bir şey istemiyorum ben.

Hayvana merhamet etmeyen, insana merhamet etmezmiş ya hani… Merhametiniz bol, vicdanınız rahat, keyfiniz yerinde olsun.

Sevgilerimle…

Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir